Lüferler yolda!

Önceki akşam üç arkadaş at çek yaptığımız yerden bu sabah lüfer haberleri gelmişti. Tabi bunları ben öğle saatlerinde öğrendiğim için akşamı beklemek durumunda kaldım. Bir yandan kaşık ile at çek yapacak bir yandan da eğer yemlik istavrit bulabilirsem zoka deneyecektim.

Akşama doğru çantayı hazırlayıp bir surf bir spin kamışı alıp çıktım. Ama önce yem için balıkçıları dolaşmak gerekti. Epeydir tezgahlarda istavrit göremiyordum. Baktığım üçüncü balıkçıda istavrit görür görmez kaptım.

Avlağa geçtiğimde farkettim ki bugün istavrit varmış 🙂 Bir abi üçer beşer çekiyordu çapariyle. Boyları da gayet güzeldi. Ben de hiç kaşık zoka işine girişmeden çapari atmaya başladım. Birer ikişer güzel istavritler aldım. Ara ara çapariye istavrit olmadığı belli olan hırçın şeyler atlıyordu. Sonra iğneden kurtuluyorlardı.

İstavritler kıyıya çok yakın yerde atlıyorlardı çapariye. Çoğunlukla kıyıya yanaşmışlar, belki bir şeylerden kaçmışlardı… 🙂

Çaparinin yine deli deli geldiği bir an biri yaprak diğeri 15-20 cm arasında bir çinekop çektim. İkisi de iğneden kendiliğinden çıktılar yaralanmadan. Bu bu sezon elime aldığım ilk çinekoptu. Biraz sevdim ve denize iade ettim. Yan tarafta bir abi çapari atıyordu, arkada da eşi oturmuş izliyordu. Benim çinekopu denize attığımı görmüş eşine söylerken duydum “Adam balığı denize attı” 🙂 Küçük çinekopu denize iade etmem malesef garip karşılanıyor. Asıl garip olan onu kovaya atmak, umarım herkes bunun bilincine varır.

Daha sonra biraz daha yemlik için çapari salladım. Son atışta çapari yine deli deli geliyordu. Hatta tam kıyıda iyi bir ağırlık bindi boşaldı anlık olarak. Çektim ki bir güzel istavrit arkasında ise yarısından çoğu gitmiş minicik bir yaprak…

Bu da deniz tabiatının gereği büyük balığın küçüğünü yediği an… Artık daha fazla dayanamayıp kaşığı çıkardım ve atçek yapmaya başladım. Bir kaç atış sonra muhtemelen bir çinekop kaşığa atladı. Yarı yolda kurtuldu su üstü yaparak. Daha sonra güzel bir ağırlık bindi tasmalamak için asıldım bir anda misina epey boşaldı. Sardım sardım fakat boş… Bu bir ihtimal bir lüfer olabilir, zaten kaçan balık da büyük olur 🙂 Bu arada adrenalinden kollarımdaki tüylerin diken diken olduğunu farkettim! Heyecan dorukta sezonun ilk lüferini bekliyoruz sonuçta! 🙂

Hava kararmaya başlayınca atçek işine ara verip yemli takımı hazırlayıp suyla buluşturdum. Daha sonra gözüm yemli oltada atçek yapmaya devam ediyorum. Aslında bu bir hata idi. Çünkü yemli sistemde balık vurduğu an müdahale edip tasmalamak gerekiyor. Bu yüzden ben bir yandan atçek yaptığım için yemliye gelen her vuruşta geç kaldım. Yemler neredeyse paramparça oluyordu ama hiç balık çekemiyorum. Ara ara yemli attığım kamışı elime alıp bekliyorum. Ha vurdu ha vuracak bu kez anında alıcam balığı diyerek bekliyorum 🙂 Vuruş gelmeyince sıkılıp kamışa zil takıp bırakıyor ve spine devam ediyorum. Ne zamanki ben bırakıp spine geçiyorum zil çalıyor ve boş takımı çekiyorum 🙂

Bir ara iki iğneli takımı aynen yine iki iğneli şekilde çektim fakat yemi tazelemek için eskisini çıkarırken farkettim ki uçtaki iğnenin misinası aslında dişli tarafından kesilmiş. İğneyi tutan yemmiş. Başka bir takım çıkardım, bu çelik telli ve fosforlu bir takım. İrice bir fileto takıp gönderdim ve bu kez elimde tutuyorum. Artık yarım saat de beklemem gerekse elimden bırakmayacağım ve sezonun belki ilk lüferini çekeceğim!

Kaç dakika geçti hatırlamıyorum ama bir zaman sonra kamışun ucu oynar oynamaz asıldım! Daha önce zoka ile çok sarıkanat tuttum. Bu başka bir ağırlıktı, çok güzel tatlı bir ağırlıktı. “Tamam alıyorum sanırım lüferi” diyerek çekmeye başladım, fakat heyecandan sanırım biraz hızlı sardım. Yarı yolda karanlıkta belli belirsiz balığın su üstü yapıp çırpındığını gördüm. O da ilk ve son gördüğüm oldu 🙁 Yine boş takımı çektim. Yem paramparça olmuştu.

Son kez yemi tazeleyip attıktan sonra 15-20 dakika kadar vuruş olmadı. Yeteri kadar fırsatı geri teptik artık vuruşta gelmiyordu. Yavaş yavaş toparlanmaya başladım. Bu arada yeni farkettim karşıya baktığımda sanki Karadeniz’e bakmıyormuşum da, İstanbul’da bir yakadan diğerine bakıyormuşum gibi hissettim. Açıkta en az otuz tekne ip gibi dizilmiş ışıl ışıl ışıkları yanıyor. Av yasağı bitince nasıl bir manzara olacak artık Allah bilir.

Bu şekilde avı sonlandırdım ve şuan da kaleme alıyorum 🙂 Başarısız da olsa bir ışık var ve sabah da aynı noktadan tekrar deneyeceğim. Hem başarısız da olsa bir çinekopu sevip denize iade ettik. O çinekopu denize iade etmek, kovaya atmaktan çok ama çok daha fazla haz veriyor insana, geleceğe bir umut bırakıyorsun.

Rastgele…

 

Bir cevap yazın