Çinekop – Sarıkanat Avım 10.10.2016

Tarih tekerrür etti, aynı gün, aynı saat, aynı su, aynı balık 🙂

Başlığa birazdan geleceğim, herkese merhaba 🙂

Bu sezon daha hiç doğru dürüst bir balık avı yapamamıştım. Ben gitmesem balık oluyordu, gitsem olmuyordu. Sabah gitsem akşam oluyordu, ertesi gün sabah gitmesem o sabah balık yapıyordu. Gerçi bu lüfergiller de böyle birşey işte. Kefal gibi sürekli aynı yerde takılmıyor keratalar. Bir bakmışsın hiç tık yok. Bir bakmışsın sigara bile yakamadan at çek yapıyorsun. Ama bu sezon çok güzel av haberleri gelmesine rağmen benim kısır geçen avlar sonucu moralim bozulmuştu epeyce.

Yakın zamanda sabahtan akşama kadar yemliye tek bir vuruş alamadığım da olmuştu yani o derece 🙂 (Diyeceksiniz ki “madem vuruş yoktu akşama kadar neden bekledin?”, o gün evde temizlik vardı beni kovdular orası ayrı  )

Haftasonu gelen misafirlerimi uğurladıktan sonra pazar akşamı büyük bir hevesle soluğu limanda aldım tabi. Ama 1 saat boyunca hiç tık olmadı. İki gün deniz epey çalkalanmıştı, dün akşam dalga nispeten azdı ama su epey bulanıktı. Balıktan eser yoktu, toplanıp limanın diğer bölgelerini dolaştım, diğer oltacılarda da durum aynı olunca hiç gerek yok deyip sabahı beklemek üzere evin yolunu tuttum.

Sabah güya gün doğmadan olta suda olacaktı. Yalnızken kanepede film izleyerek uyuya kalma hastalığım var da ayıptır söylemesi. Gece eskilerden Inception filmini açmıştım. Sabah 4.30’da uyandıktan sonra da izlemeye devam edeyim dedim. Bu kez güzel sahneler başladığında bırakamadım, ileri sardırarak da olsa tamamladım filmi, hızlıca bir şeyler atıştırıp hazırlanıp çıktım 7.30’da limandaydım.

İlk olarak spin takımı hazırlayıp kaşık atmaya başladım. 15 dakika kadar salladım hiç vuruş olmadı. Suda herhangi bir hareket, oynak da yoktu. Bu arada su tam istediğim gibiydi, orta derece bulanık, hafif dalgalı ve kıyılarda köpükler oluşmuş…

Bu fotoğraf geçen seneden ama bugün de hemen hemen benzer bir deniz vardı.

Gelelim konunun başlığına, evet harbiden de tarih tekerrür etmiş. 

Bu fotoğrafı almak için geçen seneki yazıma (https://www.oltabalikavi.com/2016/08/24/az-biraz-kendimi-astim-sanki/) baktığımda tarihin de aynı olduğunu farkettim; geçen sene bugün 10.10.2015
Şaşırıp tuttuğum balıklara baktım skor da aynıydı 11 balık
Evden çıkış saatim, limana varış saatim bile hemen hemen aynı imiş.
Hatta o gün de kovam olmadığından balıkları yine şok poşetine koymuşum 🙂 (Zaten artık balığa kovasız, şok poşetiyle gideceğim uğur getiriyor olabilir)
Tek fark o gün kayaların arasına düşen balık ulaşılabilecek bir yerdeydi ve kurtarmıştım o da parmağıma imzasını atmıştı, bugün kaya arasına giden balık niyazi oldu malesef.

Neyse boşa sallanan kaşıklardan sonra ümidim azalmıştı, herhalde yine boş döneceğim diye düşünürken yemli takımı hazırlayıp gönderdim. Sonra yaktım bir sigara. Bir yandan kamışı, bir yandan suyu takip ediyorum. 5-10 dakika kadar herhangi bir vuruş olmadı ve suda hala bir oynak hareket yok…

Biraz sonra gelen ilk vuruşla birlikte balığı alamasam da içim tekrar ümitle doldu. Yem parçalanmıştı tazeleyip gönderdim bu kez kamışı direk müdahale için elimde tutuyorum oltayı.
Tekrar bir vuruş ve ilk balığımı alıyorum. İkinci balığı sanırım 3. vuruşta falan alabildim. Yemi takip edip tekrar saldırıyor. İlk 3 balığı heralde yem tazeleme süreleri de dahil 5-10 dakika içerisinde almışımdır.

Bu arada sudaki o görsel şölen başlamıştı. Her yerde kaçışan zıplayan balıklar vardı. Çok fazlaydı. Büyük oynaklar benim olta mesafemin daha ilerisindeydi. Sanırım orada lüfer boyları da vardı. Bu manzarayı izlemek büyük heyecan verici bir şey. Suda balık kaynıyordu resmen. Ama merada da kimsecikler yoktu malum haftanın ilk günü sabah saatleri.

3. balıktan sonra Kayhan arkadaşıma mesaj gönderdim hızlıca, gelebilirsen acil gel diye 🙂

4. 5. 6. 7. diye devam etti. Bir iri sarıkanat bir de çinekop tam kayalardan aşırmak üzereyken kurtuldular, neyse ki su olan yerlere düştüler. Oltayı göndermemle balığı çekmem arasında 1 dakika olmuyordu belki. Artık kısır geçen avlar sonrası keyfim yerine gelmişti. Arada küçük balıkçı tekneleri geçiyor, içimden dua ediyorum ağ atmasınlar diye. Çünkü en sevdikleri şey oltacının önüne sağına soluna ağ atmak. Bu arada bir yandan kaşık atsam mı diye düşünüyorum fakat yemli hiç fırsat vermiyor. Bir ara yemliye 2-3 dk vuruş alamayınca kamışı tekrar kayalara sabitleyip o aradakaşık salladım bir yandan gözüm yemlide. Bir kaç kez salladım ama her yerde oynak olmasına rağmen hansen ve fladen nidingen kaşıklara hiç pas vermediler. Yine kaşık salladığım bir an yemlinin kamış kütür kütür sallanmaya başladı. Geç müdahale etmeme rağmen sarıkanat hala oltanın ucundaydı 🙂 Onu alıp, spini tekrar kenara koyup yemliye devam ettim.

Tam 9. balığı çekerken Kayhan geldi saat 10’a doğru sanırım. O da önden biraz kaşık salladı ama hiç tık olmayınca ona da bir yemli takım hazırlayıp yeni surf ekipmanlarıyla suya gönderdik 🙂

Bu arada vuruşlar epey seyrekleşmişti. O arada tekrar kaşık sallamaya başladım. Yemliden uzaklaştığım için vuruş sonrası Kayhan asıldı oltaya. Balık oltadaydı ve zorlu geliyordu. Ben de lüfer olabilir mi diye heyecan yapıp koşturdum yanına. Kayalardan aşırıp çekti ancak balık takımın 2. iğnesi ile birlikte kayaların arasına düştü susuz dar bir yere. Biz de arkasından baka kaldık 🙁 Suç bendeydi ki o kadar balıktan sonra hala aynı takımı atıyordum. Gerçi bu balık tek hamlede bile misinayı kesebiliyor ama o ana kadar da yüksek ihtimal zarar görmüştür takım.

Sonrasında Kayhan yeni ekipmanlarıyla ilk balığını almak üzereydi ki o balık da düştü ama neyse ki tekrar suya düştü. Biraz sonra sıkıntısız şekilde güzel bir sarıkanat aldı. Gerçi onu da sonra tek balık diye benim poşete attı 🙂

Onun vakti doluyordu, vuruş da gelmediğinden beraber toplanıp avı bitirdik.

Herkese rastgele

 

Bir cevap yazın