Mayıs – Haziran Eşkina Avlarımız

Yaklaşık 10 gündür belimden rahatsızım, muhtemelen limanda kayalıklarda farkında olmadan incittim.
Malum eşkina balığı kayalık bölgelerde oluyor, biz de mümkün mertebe suya yakın olta atacağımız yere varana kadar kayalardan inmek, çıkmak, geçmek, atlamak durumunda kalıyoruz bazen.

Evvelki gün kendime istirahat vermiştim ama dün biraz kendimi iyi hissedince balık hastalığı fiziksel hastalığa galip geldi ve dayanamayıp tekrar eşkina avına gittim ama yem toplarken ve avın sonları güzel aksiyonlu olunca sanırım bel tekrar fena oldu. Şuan oturup kalkarken eğilirken aşırı zorlanıyorum. Bir daha ne zaman balığa çıkarım belli değil 🙂

Ben de bu arada son avlarımız için bir konu açayım dedim. Çoğu avda beraber olduğumuz  Kayhan arkadaşımla birlikte epey keyifli avlarımız da oldu ama rapor yazmayı ihmal ettik. Detaylar hafızadan tamamen silinmeden kayda geçelim  🙂

 

25 Mayıs 2017

 

 

Bu gün büyük balığın tutkuya dönüştüğü gün.
Normalde hemen hemen her balığa olta atarız, denizde ne balık varsa ona çalışırız. Kefal tuttuğum da olmuştur, iskorpit, istavrit, çinekop, sarıkanat, lüfer ve kalkan da. Hiç bir balık olmadığı zaman kaya balığıyla vakit geçirdiğimiz de olmuştur 🙂
Bu saydığım balıkların hepsinin de avı keyifli ama bugün iri ve mücadeleci balığı oltada hissettiğimiz an tabiri caizse zehiri kaptık 🙂 Bu çok daha farklı bir şey. Hani anlatılmaz yaşanır cinsten bir şey. Bugünden sonra bir iki levrek denemesini saymazsak başka hiçbir balığa olta atmadım sanırım.
Geçtiğimiz yıl limit üstü de olsa ufak sayılabilecek bir eşkina almıştım ki o da çok yakın mesafede dip takımına vurmuştu ve kamışa asılmamla balığın önüme düşmesi bir olmuştu. Onu saymazsak bugün tam anlamıyla eşkina ile tanıştığımız gün oldu.

Balık alamasak da çok peşinde koşturduk. Çok denedik. Limanda kimsecikler yokken biz hep ordaydık 🙂

Yine limanda in cin top oynadığı bu gün yarım saat – kırk beş dakika arayla yer değişip denediğimiz üçüncü bölgede olanlar oldu.
Sonradan tecrübe ettikçe gördüm ki eşkina yemi aldığında şamandırayı aşağı ya da sağa sola sürüklüyor. Bu sürüklenme, balık yakalandığını yani tehlikeyi anladıysa çok hızlı, anlamadıysa yavaş oluyor diye tahmin ediyorum. Bir ara şamandıra yarım yamalak oynadı. Belki ben erken tasmaladım ama kamışı kaldırmamla balığı hissetmem bir oldu. Büyük ve bir o kadar da deli bir balıktı. Kalama ayarı çok açık olmamasına rağmen bir yandan kalama cırlıyor bir yandan ben sarıyorum. Bir ara heyecandan arkadaşa ben son hız sararken kalamayı kapatmasını söyledim, nasıl kapatacaksa 🙂 “Kayhan levrek mi bu!” dediğim anlarda önümüzdeki kayaların altına atak yapınca eşkina olduğunu anladık. Çok hafif bir boşluk dahi versem balık ilk denk geldiği kayaya oyuğa girecek. Buna fırsat vermeden balığı sudan kestim, önümüze kadar getirdim hatta biraz da havaya kaldırdım ama 2-3 metre sudan yüksek bir kayadayız kamışa güvenemedim ilk tecrübe olduğundan. Ve Kayhan misinadan tutup balığı yukarı çekti 🙂 Çok heybetli bir şeydi ve muhtemelen av heyecanıyla o an bizim gözümüze daha heybetli göründü. Geçtiğimiz sene tuttuğum limit altı kalkanlardan ve 32 cm lüferden sonra bu, şuana kadar tuzlu suda tuttuğum en iri ve en güzel balıktı. Boyundan ağırlığından ziyade vurmasıyla yukarı almamız arasında geçen kısacık sürede yaşattığı keyif bambaşka…

Bir ara çocuklar gibi sevindikten ve balığın cinsiyetini kontrol ettikten sonra ben keyif sigarası yakma aşamasına geçtim 🙂 Kayhan’ın da şamandıra boyunu ayarladık o da aynı noktaya atış yaptı. Çünkü bu sürüyle gezen bir balık ve muhtemelen oralarda hala bir kaç eşkina olabilir. Ve 5 dakika geçmeden Kayhan da bir vuruş aldı. Yine bir yandan kalama cırlıyor bir yandan Kayhan deliler gibi sarıyor 🙂 Sıkıntısız şekilde balığı yukarı aldı ve sevincimiz ikiye katladı. Çünkü olabilecek en iyi senaryo olmuştu. Boş dönmedik, birimiz balık alıp diğerimiz boynu bükük kalmadı 🙂 Birer tane üstelik standartların üzerinde boyda balık aldık 5 dakika arayla.

 ​

 

Sonrasında daha fazla beklemedik. Bir süre vuruş alamayınca toplandık.
Bir kara haber bir de balık haberi tez duyulur. Bizim balıkları duyan bir kaç arkadaş biz toplanırken gelip atmaya başladılar. Onlardan iki kişi biri güzel boyda iki balık almışlar.
Ertesi akşam ise herhalde 8-10 oltacı olmuştu limanda. Ama maalesef bizim gazımızla limana akın eden hiç kimse balık alamadı o akşam biz de dahil 🙂

Denemelere devam ettik. Fotoğraflamadan çok balık saldığımız da oldu. Balığı nispeten yakınlarda kaya önlerinde arasak da ben ara sıra meraktan şamandıra boyunu epey uzatıp uzaklara atıyorum. Bir iki orta boy eşkina aldım bu şekilde. Ayrıca açıktan derinden gelen iskorpitler de biraz daha iri oluyor ve derinden geldiği için baya keyifli oluyor çekmesi 🙂

Bir kaç gün sonra Kayhan yine bu boylarda 1200gr civarı güzel bir balık aldı. Onun fotoğrafı bende yok.
Balığı resmen ayağımızın dibinden çıkardı ve çıkarınca biraz şok olduk diyebilirim. İğne balığın çenesine dudağına boğazına hiçbir yere girmemiş ağzının içinde duruyordu. Kayhan o şekilde çekip almış balığı. Bir çırpınsa kurtulup gidecekmiş. Kısmet işte 🙂

Haziran ayı ortalarında komşu ilçelerden başka bir limanda şansımızı denedik. Bol miktarda iskorpit, gelincik ve bir kaç tane de eşkina aldık.
Buradaki eşkinalar hep limit altıydı ve saldık. Özellikle bir tanesi vardı ki çok şirin ve sevimliydi. Neredeyse vücut eni kadar yüzgeçleri var ve sudan çıktığında hepsi açık vaziyette. Hani mümkün olsa tuzlu su akvaryumu yapıp besleyesimiz gelmedi değil 🙂

 

Bir ara Kayhan kamışı kayaya bırakıp az ilerde su içmeye ve montunu giymeye gitti. Kamışın sürüklenmesini farketmemle Kayhan’ın seslenmesi bir oldu. O hızlıca gelip asıldı. Sıkıya yakın kalama cırlıyordu ve balık bir süre sonra kurtardı. Kayhan’ın söylediğine göre balık kayalara değil de açığa yönelmiş. Sanırım o kaçan güzel bir levrekti.

20 Haziran 2017

 

Bir kaç gün önce bölgeye sağlam yağmur yağdı ve dereler Karadeniz’in rengini Kızılırmak rengine dönüştürdü adeta. Bölgedeki ortak düşünce de en az 1 hafta balık malık olmaz şeklinde idi. Ama bu deliler hiç durur mu?

Bugün su nispeten biraz durulmuştu ama hala bulanıktı. Hava karışık iken teke de pek çıkmıyor. Bir kaç teke ile üç dört tane yengeç aldık ve meraya gittik. Bir kaç dediğime bakmayın bu kadarcık yem için 1 saatten fazla uğraştık sanırım. Yengeci yem yapma fikri epeydir aklımızdaydı ama nasıl yaparız ne ederiz diye hep erteledik. Ama bugün kafaya koyduk ve denedik.

Bir köstekte teke diğerinde yengeç takılı halde atmıştı Kayhan ve aşağıdaki 38cm boyundaki balık yengece atladı. Yengeç etinin parladığı ve koku saldığı söylenir. Sanırım bulanık suda fark yarattı.
Her ne kadar iri iğne kullansak da Balık maalesef iğneyi yutmuştu Ve daha biz iğneyi çıkarmaya çalışmadan kanlar içinde kalmıştı. Zaten iğnenin çıkacağı da yoktu ve kösteği kesip balığı aldık.

Bugünün bir başka yönü de 36 yaşında elime ilk kez yengeç almam oldu. Hatta almakla kalmayıp başka işlemlerde yapmak gerekti. Hem vicdanen kötü oldum, hem de açıkçası midem pek kaldırmadı. Sonrasında yengeç işine pek devam edemedik. Tekeye de vuruyordu nasıl olsa 🙂

– bayram arası – ​

Bayramdı akraba ziyaretleriydi derken balık işine bir kaç gün ara verdim. Belimdeki rahatsızlık da bayram öncesi son avlarımda oluştu muhtemelen…

 

30 Haziran 2017

 

Önceki gün belim müsaade etmedi, istirahat edeyim diyerek arkadaşlara katılamamıştım. Bugün daha iyi hissettiğimden akşam 8.30’da çıktım evden. Çok iyi hissettiğim de söylenemez aslında ama işte balık hastalığı galip geldi diyelim 🙂
Biraz teke toplayıp kayalıklara gittim. Sürekli aklımda olan fakat hiç olta atmadığım bir bölüm vardı. Oradan atmak istedim. Hem ay ışığı oraya çok vurmuyordu. Ama yine müsait bir yer bulamayıp ilk büyük balıkları aldığımız noktaya gittim.

Uzunca bir süre gelincik iskorpit dahi vurmadı. Sağa sola attım uzağa attım olmadı. Balık belirtisi hiç yoktu. Bir süre sonra Kayhan da bana katıldı.
Ara sıra yakınlarımızda oynaklar oluyordu. Lüfer veya levrek geziniyor diye tahmin ettik.
Arada bir gelincik ve bir kaç iskorpit geldi saldık. Uzaklardan güzel bir iskorpit aldım onu çantaya attık. Eşkina ise hala yoktu.

Gece 00:30 civarı artık toplanma saatimiz gelmişken, ay da tam kaybolmak üzereyken, hele hele ilk aldığım büyük eşkinanın bana verdiği zehir etkisini yitirmek üzereyken ve ben kefal falan mı tutsam acaba diye düşünmeye başlamışken zehiri tekrar tazeledik 🙂

O ara yeni yaptığım 3 köstekli uzun takımı atıyordum. Tekeler de artık kovanın dibinde ölmüş gibiydiler. Kösteklere birer ikişer takıp önümüze doğru salladım. Daha kurşun dibe inip şamandıra kendine ya geldi ya gelmedi çok hafif bir oynama oldu sağa doğru.
Takıldı mı kurşun mu değdi derken şamandıra düzeldi ve tekrar ufaktan oynadı ve ben o an kamışı kaldırıp yokladım. Ve balık oltadaydı! 🙂 Çok güçlü bir şeydi. Bir sağa bir sola bir ileri kalama alıyordu. Kalamayı sonuna kadar sıkmamıştım belki levrek atlar diye ama sıkıydı yine. Balık dibe basıyor ben kaldırıyorum. Balık dibe basıyor ben kaldırıyorum ve bir yanda kalama sesi… Aslında o an biraz uzasın istiyorsunuz ama bu balık ile öyle fanteziler pek yapamıyoruz kaya altı yaptığından. Balığı sudan kestim epeyce kaldırdım ama son hamleyi sağolsun yine Kayhan yaptı 🙂 Fileyi açtı ve misinadan kaldırıp balığı fileye aldı.

Canlı teke belki biraz daha cezbediyor olabilir ama ölmüş tekeye de vurdu. Üstelik direk atar atmaz vurdu. Hatta belki 3 köstek değil tek köstek olsa da vuracaktı. Yani oltayı attığınız yerde eşkina varsa ve yemi görürse sanırım illa ki vuruyor.

Yine tıpkı 25 Mayıs gününde olduğu gibi Kayhan da 5 dakika geçmeden orta boyda bir balık aldı. O “aldım” dediği anda ben fileye yöneldim ama belimden dolayı eğilip fileyi alayım, kaldırıp açayım diyene kadar Kayhan balığı kaldırmıştı bile 😀 Adet yerini bulsun diye kahkahalar arasında balığı fileye koyduk 🙂 Tam toplanacakken gelen bu balıklar, avı 1 saat daha uzattı sonra vuruş olmayınca toplandık.

Maalesef bu son balıkları fotoğraflayamadım ve boyunu da ölçemedim. Eve vardığımda belim çok fenaydı. Büyük olanı el yordamıyla 43 cm civarı ölçtüm ama ilkine göre daha kaba enli bir balıktı. Direk dolaba koydum, kısmet olursa fırınlamadan önce paylaşırım 🙂

Şuan belimdeki rahatsızlık hat safhaya ulaştığından balık avına belirsiz bir süre ara vermiş bulunmaktayım 🙁

Herkese rastgele…

NOT: Son tebliğe göre eşkina avı için kişi başı alıkonulabilecek balık minimum 25 cm olmak üzere en fazla 3 adettir.

Bu yazıyı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşın:

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Bir cevap yazın