İlk Levrek Avımız – Skoru dengeledik, hatta öne de geçtik!

Yaklaşık 1 hafta kadar önce paylaştığım avsız raporumda ilk levreği kaçırdığımı yazmıştım. Ama yılmadan usanmadan aramaya devam ettik. Belki sabah 7’de işim olsa kalkamayacağım ama levrek için sabaha karşı 4’de hep ayaktaydık hatta ben çoğu zaman işi sağlama almak için hiç uyumadım 🙂 Nihayetinde bu sabah levrekle tanışma şerefine nail olduk! Üstelik Kayhan arkadaşımla birer tane levrek alarak avı sonlandırdık ki olabilecek en iyi senaryolardan biri olmuştu.

Kaçırdığımız levrekten sonra deniz çok sakindi ve de bir kaç gün öyle gidecek gibiydi ancak bir ara açıktan bindiren dalga bir kaç gün denizi epey karıştırdı. Deniz şu gün yatar, şu gün bir tık durulur derken ayın 12’sinde balığı alacağız diye odaklandık arkadaşlarla. Önceki gün de rüyamda ilk kez levrek yakaladığımı görmüştüm, toplam 3 levrek vardı. Bu arada Kayhan arkadaşım da mesleğini icra etmek üzere uzak diyarlara atandığından bu haftasonu artık levreği aldık aldık diyorduk.

Nihayet ayın 12’si, bugün, diğer avlarımızda da olduğu gibi sabaha karşı 4.30’da yola çıktık. Ve ilk durak levreği kaçırdığımız mera idi.
Deniz sakindi, dalga pek yoktu. Burada önce sığ bölgede silikon çok takıldığından bir kaç sahte denedim. Vuruş gelmeyince benim artık favori yemim olan SavageGear Sandeel Curl Tail silikonu taktım. Hava henüz ışımaya başlamamıştı ve bu glow silikon karanlıkta fark yaratıyordu. Sığ bölgede biraz attıktan sonra vuruş gelmeyince, Kayhan’a “Biraz da uçta atacağım” diyerek ayrıldım. Orada da 10-15 dk vuruş olmazsa mera değişecektik. Hiç atış yapmadan uca doğru hızlıca giderken arada bir yerde çok tatlı bir dalga kırılması oldu. Atsam mı yoksa vakit kaybetmeyip uca mı gitsem derken dayanamayıp oradan bir atış yaptım. Arada bir yerde silikon tık etti, ya her zamanki gibi sığ bölgede kayalara takıldı ya da bir balık hamle yaptı alamadı. Tabii ki ben kafamda ikinci ihtimali hayal ettim. “Bir levrek hamle yaptı alamadı ama takip ediyordur!” 🙂 Hafif aksiyon vererek sarmaya devam ettim silikon tam kayalara yaklaştığında yine bir takılma oldu. Henüz karanlık olduğundan net göremiyorum, ben kıyıdaki kayalara taktım sandım anlık olarak ama saliseler içinde oltanın ucunda kimliği belirsiz birşey küt küt vurmaya başladı. Allah allah dedim. Bu ne acaba? Kamışı dikledim, küt küt vuruyor ama gidemiyor. Levrek olsa açığa basması lazım diyorum. Genelde izlediğimiz videolarda öyle oluyor 😀 Geçen kaçırdığım da fişek gibi kalama alıp gitmişti. Özellikle kalamayı epey açtım bakalım gidecek mi diye yine gidemedi. Arada su üstünde karanlıkta bir balık görüyorum çırpınıyor. Bu aralar dört gözle beklediğimiz lüfer falan mı atladı diyerek çektim, kayaların arasına girerken levrek olduğunu görebildim. Kayhan da o an, az önce kırılan dalga hoşuna gitmiş bana doğru geliyordu, “Aldım ufak bir şey” diye seslendim. Her zaman “sen levreği tut ben her şekilde alırım onu” diyordu sağolsun öyle de yaptı indi kayaların arasından balığı fileye aldı 🙂

Büyük sevinçle balığı yukarı aldık. Bölgesel olarak ufak sayılabilecek bir balıktı ama limitler dahilinde gibiydi. Yine de biraz salsak mı alsak mı diye tereddüt ettik ama ilk levrek olduğundan almaya karar verdik.
Sonradan yapılan ölçüm tartımlara göre 43cm 910 gram geldi. Bu levrek işinde ne dediysem o oldu. İlk levreği kaçırıcam dedim kaçtı. İlk levreğim büyük olsun istemiyorum tecrübe etmek için başta normal şeyler istiyorum dedim bu minik paşa geldi.
Bu arada selfie çekmeyi pek beceremem foto biraz hileli gibi oldu 🙂 🙂

Bu ilk levrek yaklaşık bir yarım saat daha orada atış yapmamızı sağladı ama başka hareket olmayınca farklı bir meraya geçtik.

Bu seferki mera daha güzel görünüyordu daha hareketliydi. Biraz ilerimizde solda çok tatlı dalga köpük kombinasyonu gördük. Kayhan oraya doğru gitti, ben de sağa doğru geçtim ve atmaya başladık. Henüz ilk ayışlardı ki Kayhan bana seslendi. İşte bu sesleniş, ne zamandır duymak istediğimiz şeydi. Kayhan levrek arayışımızda ilk kez bana seslendi!! 😀 Baktım kamış eğilmiş manzara süper! Hemen oltayı bırakıp koşturdum. Normalde yürürken bile tereddüt ettiğim ıslak kayalarda nasıl gittim pek hatırlamıyorum. Bu seferki balık daha güzel ve ihtişamlıydı. Ve yine o da artık kıyıda kayaların arasındaydı. Eee malum görev sırası da bendeydi! Biri 2 sezon önce diğeri yakın zamanda ıslak kayalarda iki kez düştüğümden ıslak kayalarla aram pek iyi değil 🙂 Yine de hızlıca inebildiğim kadar inip, kayanın üzerine kadar çıkmış balığı fileye almaya çalıştım olmadı. Evet biraz panik yapmış olabilirim ama file de pek iyi değildi, hem küçüktü teke toplamaktan artık yaşlanmıştı! 🙂 Ne yapsam ne etsem derken Kayhan da yanıma inip misinadan tutup kaldırdı balığı ve ben sonradan fileyi alttan balığa geçirdim! Yukarı çıkarınca gördük ki sahte ve iğneler komple ağzındaydı. Kolay kolay kurtulamazmış ama eğer ki kaçsa idi Kayhan’ı bilmem ama ben çok üzülecektim. Benim yüzümden kaçmış olacaktı zira…

Yine Mayıs ayında yaptığımız güzel eşkina avında olduğu gibi, “Hiç olmaz” denen zamanda levrek almıştık üstelik ikimiz de birer levrek almıştık. Büyük keyif, mutluluk ve huzurla atışlara devam ettik. Fevkalade bir rahatlama olmuştu. Günlerdir peşinde olduğumuz balık en sonunda oltalarımızı ve filemizi şenlendirmişti. Fakat pek sandığımız gibi olmadı. Biz ilk levreği alırsak, biraz daha atarız bırakırız levreği severiz diye tahmin ediyorduk ama öyle olmadı. Hastalık bulaştıkça bulaşıyor. Kanser gibi bütün hücrelere yayılıyor. Bu kez daha fazla atıyorsunuz, nerede bir dalga kırılıyorsa, nerede köpük varsa oraya koşturuyorsunuz. O şekilde merayı taradık ama başka vuruş alamadık. Kayhan attığı sahtenin yanında bir hareket görmüş sanırım levrekti ama atlamadı.

Merayı tararken yollarımızın kesiştiği noktada Kayhan, yanıma file içerisindeki levreği bırakıp “Hüseyin sana emanet” diyince tanışmış olduk!

Kayhan ve avı Hüseyin: 🙂

 

İsmi Hüseyin olanlar alınmasın lütfen, Eşkina avlarından kalma, ava anlık olarak isim takma alışkanlığı… Mustafa da olabilirdi 🙂

Herkese rastgele…

Bu yazıyı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşın:

RelatedPost

Bir cevap yazın