Levreğe giden yolda çekilen çile kutsaldır!

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Merhaba,

Bu ay içerisinde, ilk vuruşu kaçırdık, bir kaç gün sonra ilk levreği aldık derken zehiri tam anlamıyla kapmıştım artık. Fakat anladım ki buna hazır değilmişim 🙂 Bir kere, bırak arabayı daha ehliyetim bile yok. Çoğu ava aracıyla, birlikte gittiğimiz Kayhan arkadaşım da burada olmadığından tabiri caizse dımdızlak ortada kaldık 🙂 Buradaki diğer arkadaşlarla da bir organizasyon yapamayınca tam anlamıyla levrek krizine girmiştim. Gecenin bir yarısı sigarası biten sigara tiryakisi nasıl olursa ben de o haldeydim resmen. Balkondan denize bakıyorum beni çağırıyor, yürüme yolu gidebildiğim yerlere, liman çevresine gidip denemeler yapıyorum ama sonuçsuz kalıyordu. Meralara gitmem lazımdı. Ama ulaşım sıkıntısı olduğundan bir kaç gün böyle devam etti. Hatta ve hatta sevgilisinden ayrılmış liseli aşıklar gibi arabesk şarkılar dinlemeye başlıyordum neredeyse ki eşim halime dayanamadı “Annemlere gidip kalalım, oradan belki ulaşım kolay olur” dedi 🙂

En sonunda Cuma günü, oradan daha uygun meralara taksiyle veya yürüyerek ulaşabileceğim kayınvaldemlere gidip kalmaya karar verdim. Ertesi gün biraz gecikmeli de olsa sabah 5’te çıktım oradan, Fakat tüm taksi durakları boştu. Ama bunu zaten göze almıştım ve hemen en yakın uygun bölgelere yürümeye başladım. Fakat sandığım kadar da yakın değilmiş 🙂 Yol git git bitmek bilmiyor. Üstelik otoyol kenarındayım, yanımdan son hız geçen arabalar, kamyonlar, tırlar var. Uykulu veya alkollü bir şoför arkadaş kenardan ufak bir dürtse pestilim çıkabilir. Epey yürüdükten sonra asıl hedeflediğim yerin daha berisinde bir yerden deniz kıyısına indim. Hem hayati tehlikeden kurtarırız. Hem de uzunca bölgeyi tarayarak belki şansımı artırırım diye düşündüm. Aslında ilk indiğim bölge de fena değildi, potansiyel olarak levrek alabileceğim bir meraya benziyordu. Orada bir yarım saat şansımı denedikten sonra asıl hedeflediğim bölgeye doğru arada atışlar yaparak ilerlemeye başladım. Ama arada herhalde bir kaç yüz metre var ve bazı yerlerde oldukça zor yerlerden geçmem de gerekti 🙂

Asıl hedeflediğim bu bölge, ilk vuruşu kaçırdığım, ilk levreği aldığım yer ve sanırım buraya saat 7 civarı varabildim. Normalde bu saatte bu kadar tempolu yürüsem epey yorulurum ve hemen eve gidip kahvaltı falan yapmak isterim ama o an aklıma levrekten başka hiç birşey gelmiyor ve yorgunluğu da hissetmiyorum. Tam buraya vardığımda açıkta gökkuşağı gördüm. Sol taraf da muhtemelen yağmurlu görünüyor. Eyvah dedim onca yoldan sonra yağmur yağarsa halimiz yaman. Hem sırılsıklam ıslanma, hem de yıldırım riskinden de korkuyorum. Neyse ki hava biraz çiseleyip teğet geçti.

Saat 07:45 – Vuslata çeyrek kala…

Deniz dalgalı, ama aşırı değil,  iştah kabartan güzel bir dalga.Su bulanık değil fazla. Havası, suyu herşey levrek için müsait gibiydi sanki. Tek dezavantajım saat biraz geç olmuştu. İlk olarak Sandeel Curl Tail silikonu denemeye başladım burada. her 5-10 atıştan sonra biraz sola ilerleyerek devam ettim. Sığ bölgeye vardığımda biraz daha ileride kayalık bölgede çok güzel bulanık bir su vardı. Orta kısım bulanık, kenarlar daha açık. Ve tabi kırılan dalgalar köpükler var. Hani hep “levrek bulanık sularda pusuya yatar berrak sudaki yeme atlar” denir ya, Hemen oraya koşturdum ve burada silikon çok takıldığından Kayhan arkadaşımın verdiği Kendo Blade Minnow 125F 23 renk kodlu sahteyi denemek üzere taktım. Bulanıklığın 1 metre kadar yanına paralel atışlar yapmaya başladım. Henüz belki 2. 3. atışımdı ve hooop levrek yapıştı!

O kadar yol teptim, büyük bir şevkle de olta sallıyorum, Levrek de yapıştı yapışmasına da peki ben o balığı nasıl alacaktım? 🙂 Kimse yok, kepçeyi de benim evde unutmuştum. Gripper desen o da yok. Olanlar oltanın ucunda bir levrek, kıyıda kaygan kayalar ve kıyıya vuran güzel bir dalga…

Levrek sahteye ortalarda bir yerde atladı ve pek kalama almayıp debelenmeye başladı. (Bu ikinci levreğim ve bu da kalama alamadı, ilk kaçırdığım, biraz gevşek kalamayla da olsa deli gibi makinayı cırlatıp kurtulan levrek nasıl bir şeydi her seferinde o aklıma geliyor)
Bir ara vücudunun bütün hatlarını göstererek su üzerine çıktı. Bende heyecan doruktaydı. Levrek ise “Bak ben ne kadar güzel bir balığım, yandın oğlum sen! Hadi beni tuttun tutmaya ama sudan çıkaramazsan sıkıntı büyük!” der gibiydi.

El mecbur, azim ve cesaretle ıslak kaygan kayalardan aşağıya inmeye başladım. Tabi bir yandan kamışı dik misinayı gergin tutup balığa fazla boşluk vermemeye çalışıyorum. Bir ara çok hafif boşluk vermiş bulundum, tekrar sarıp asıldım, fazla bir ağırlık yoktu. Eyvah dedim balık kurtuldu! Neyse ki hemen sonra “Şaka şaka buradayım hala” dercesine kendisini hissettirdi. Kıyıya yakın biraz bastı ve kalama sesini kısa süreliğine de olsa duyabildim 🙂 İkimiz de aynı anda kıyıya ulaşmıştık. Burada dalganın etkisiyle bir kayanın alt kısımlarına sürüklendi balık. Tabi o dalga bir yandan da beni ıslatıyor 🙂 Anlık olarak, 3 kancalı sahtenin tümümü yutmuş olduğunu görmemin de verdiği cesaretle, kamışa misinaya kuvvet deyip yavaşça biraz havaya kaldırdım balığı ve uzanıp boğazından kavradım. Artık kavuşmuştuk! Eğer ki dönüşte yukarı çıkarken de kayıp düşmezsem, balığı düşürmezsem, sıkıntı olmazsa işlem tamamdı! Ki yine sıkıntısız şekilde yukarı çıktım.

3 kanca da ağzındaydı. Biri yanaktan çok sağlam takılmıştı diğerleri emanet duruyordu. Belki bu sahte değil de tek kancalı silikon olsa balık bir ihtimal o hengamede kurtulabilirmiş. Ama kısmet işte 🙂 Sahteyi çıkardıktan sonra hemen aşağıdaki videoyu çektim.

Av heyecanıyla gözüme daha büyük görünmüş olabilir çoğu zaman olduğu gibi.. Balık 51 cm 1300gr geldi. İlkine göre biraz artış var 🙂 Bir dahaki sefere kısmet olursa artık 60cm+ 2kg+ bir şey hayal ediyorum.

Saat geç olmuştu ama kahvaltı saatine daha vakit olduğundan 1,5 saat kadar daha bölgeyi taradım. Başka hareket olmadı. Balığı alırken fazla debelendiği için orada bulunması muhtemel diğer levrek ya da levrekler ürküyor diye tahmin ediyoruz.

Yine de onca kriz ve sıkıntıdan sonra çok meşekkatli de olsa bu avda skor yapmam çok iyiydi ve huzura ermiştim bir süreliğine de olsa 🙂

Eve bugün döndüğümden raporu ancak yazabildim.

Takım bilgisi:
Kamış: Cormoran Bull Fighter 270 10-30gr
Makina: Kaçlık bilemiyorum ama Kayhan’ın Okuma Avenger 🙂
Sahte: Kayhan’ın Kendo Blade Minnow 125F Renk 23 🙂
İp: Yine kaçlık bilemiyorum ama Kayhan’ın Fins örgü misina 🙂

Her iki levreği de Kayhan arkadaşımın sponsorluğunda almış oldum resmen 🙂 Bu vesileyle kendisine teşekkür, sevgi ve selamlarımı iletiyorum 🙂

Herkese rast gelsin…

Bu yazıyı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşın:

2 Comments

  1. Bende sizin gibi bu konuda yeni sayılırım. Tavsiyeler üzerine makine ve kamış aldım, çeşit çeşitte sahtelerim var. Levrek aşkı bendede var ama daha net olarak ne yapacağımı bilmiyorum desem yeridir. Sizden bu konuyla ilgili yardım istiyorum ama ne soracağımıda bilmiyorum 🙂

  2. Ben de şimdi ne yazacağımı bilemedim 🙂
    Levrek çok özel bir balık ve avı da diğer balıklara göre daha karmaşık.
    Tabi öncelikle şans kısmet denen şeyler de var ki hiç olmayacak zamanda hiç olmayacak bir merada da oltanıza atlayabilir.

    Öncelikle kendinize bir kaç mera belirlemelisiniz. Sığ, taşlık, kayalık, içerisinde yer yer iri kayalar bulunan kıyılar levrek için idealdir. Veya dere ağızları da yine levrek aranabilecek yerlerdir. Levreğin yemleri yengeç, teke ve yemlik balıklar buralarda gezindiğinden o da buralara yemlenmeye geliyor.

    Meralarınızı belirledikten sonra da havayı ve suyu takip etmelisiniz. Yukarıda yazdığım gibi o merada herhangi bir zamanda da balığa denk gelebilirsiniz ama biraz dalgalı, köpüklü, yer yer bulanık sularda levrek daha iyi av verir. Ben şu ana kadar ki tüm balıkları bu şartlarda aldım. Kırılan dalgaların oluşturduğu köpüklerde, ve hafif bulanık sularda levrek gezinir ve orada karambole getirerek yemlenir.

    Ne zaman ki hava patladı, denizde büyük dalgalar oluştu karıştı… Bundan hemen bir kaç gün sonra deniz sakinlemeye başladığında, suyun bulanıklığı da normale döndüğünde levrek şansı çok yüksektir. Yani ben şahsen yeni bir levrek avcısı olarak şuan için bu havaları ve suyu kolluyorum ve bu şartlar oluştuğunda sabah suyunda şansımı deniyorum. Aşırı dalgalı, karışık suda levreğin istediği gibi yemlenemediğini, deniz biraz sakinlediğinde yani ilk fırsatta daha aç bir şekilde yeme saldırdığını düşünüyoruz.

    Ay olan gecelerde de şansınızı deneyebilirsiniz.

    İlk etapta sahtelere çok fazla para vermenizi önermem.

    Aklıma gelenler bunlar 🙂 Daha ayın durumu, şekli, basınç değerleri, solunar takvim gibi şeyler de var ki şuan için benim de aklım yetmiyor bunlara 🙂 Araştırıp öğrenmeye çalışıyorum.

Bir cevap yazın