Bekir Balığı ve Kasna Avımız – Kızılırmak Sivas

Kızılırmak Balık Avı

Eskiden olduğu gibi, yine bir Kızılırmak balık avı… Yakala bırak yaptığımız bir adet sazan balığı ile sonlanan Tödürge Gölü’ndeki avımızdan tam bir hafta sonra bu kez abimle, daha yakınımızdaki Kızılırmak’a gitmeye karar verdik. Gün batımına kadar şansımızı denemek üzere de öğleden sonra saat 3 gibi yola düştük. Yolda abim ben yokken yaptığı avlarda yakaladığı büyük bekir balıklarından bahsederek beni iyice gazlamıştı ki fotoğraflarını da görmüştüm, gerçekten trofe denilebilecek boylarda bekir balığı tutmuştu birçok kez.

Abim birkaç aydır gelmediğinden kendi avlandığı noktayı tam hatırlayamadı ilk başta. Biraz gezindikten sonra merayı bulduk fakat içinden geçmemiz gereken bir kum ocağı şantiyesinin kapısından “yasah gardaşım!” tepkisinden sonra geri döndük. Bu kez biraz daha dolaşarak bu kum ocağının biraz daha ilerisinden kıyıya geçmeyi başardık.

Kızılırmak Balık Avı; 25 senede neler değişti?

Kızılırmak; yaklaşık 25 sene evvel, çocukluk yıllarımızda balık avına ilk başladığımız yer… Boğulma olaylarından korkan annem pek izin vermese de kaçamak yapıp her fırsatta balığa giderdik. O yıllardaki Kızılırmak balık avı maceralarımız tamamıyla doğaldı. Yani pek malzememiz yoktu, oltaymış, kamışmış, makinaymış, takımmış pek bilmezdik ki ihtiyacımız da olmazdı. Evden yanımızda getirdiğimiz tek malzeme, ucuna bir küçük iğne bağlanmış 1,5 – 2 metrelik misinalardı. Meraya ulaştıktan sonra ilk işimiz ise ağaçlardan veya çevreden uygun boyda bir çubuk değnek edinmekti. Bulduğumuz anda yanımızda getirdiğimiz misinayı ucuna bağlar, küçük bir odun parçasından da şamandıramızı yapardık. Artık oltamız hazırdı… Yemimiz ise ırmak kıyısındaki ağaçlarda bol miktarda bulunan küçük, sarı, pofuduk tırtıllardı. Yani canlı yem olayına tee o yıllarda başlamışız! 🙂 Bu şekilde güzel de balık tutardık. Şimdi yıllar yıllar sonra yine abimle birlikte aynı ırmağın kıyısında balıktayız. Bu kez yanımızda 3-5 tane teleskopik kamış ve herbirine yetecek kadar çeşit çeşit makina var. Büyükçe bir alet çantasının içinde sayısız, iğne, şamandıra, hazır takım ve bilumum malzeme var.

Meradayız

Kızılırmak Balık Avı

Girebildiğimiz kıyı pek ağaçlık değil, güneş de yukarıdan kavuruyor. Yine de şansımızı denemek üzere buraya kurulduk. Yine 3 oltayı solucanlarla yemleyip suyla buluşturduktan sonra abim semaveri yakmaya başladı. Bir kaç dakika sonra da balık vuruşları gelmeye başladı. Birkaç küçük bekir balığı ve kasna balığını fotoğrafladıktan sonra suya iade ettik.

Bekir Balığı

Bekir Balığı

kasna balığı avı

kasna balığı avı

Hem yaz günü olduğundan hem de suyu, kenarındaki tarlaları sulama için kullanıldığından ırmağın suyu epey çekilmişti. Yine de bu küçük alanda güzel balık vardı. Sürekli balık çekiyor yem tazeliyorduk. Taa ki yukarıdan kalabalık bir büyükbaş hayvan sürüsü meramızı işgal edene kadar! 🙂

Kızılırmak Balık Avı

Hayvanlar suyun kıyısına girip biraz su içip gittiler. Ama o andan sonra da vuruşlar azaldı. Biz de çayımızı içip toplandıktan sonra livardaki orta boy bir bekir balığı ile birlikte yakınlarda başka bir kıyıya geçtik. Gerçi tam kıyıya geçemedik, burada biraz yukarıdan, çalıların arasından olta atmamız gerekiyordu. Ama burada su biraz daha derin ve akıntılı olduğundan balık alabileceğimiz bir bölgeye benziyordu. Bekir balığı akıntılı sularda daha güzel av veriyor.

Abim burada bir orta boy bekir balığı daha aldı ve onu da livara attık. Daha sonra bir kaç küçük balık daha oltalarımızı şenlendirdi. Onları da sevip geldikleri yere gönderdik. Tabi bu arada çalıların gazabına uğruyorduk ve ara ara kopan takımlarımız oluyordu. İlk başlarda abim takımları yenileyip tekrar atıyordu ama vakit daraldıkça artık takımı kopan kamışları kapatmaya başlamıştı. Son olarak ise benim elimdeki olta kalmıştı. Abim zaten artık balıktan çok ümitli değildi ve gitmeye hazırlanıyordu. Kopan takımlar sonrasında morali de bozulmuştu.

Güzel boyda bir kasna balığı…

Benim ısrarlarım sonucu biraz daha kaldık. Ben ara ara yem tazeleyerek farklı noktalara atış yapıyordum. Artık herhalde son atışlardı ki abimin ısrarla işaret ettiği noktaya bir atış yaptım. Bu belki de son atışımız olacaktı ve toplanıp evin yolunu tutacaktık. Çok geçmeden bir vuruş geldi ve kamış elimde olduğundan direk tasmaladım. Oltadaki ağırlık çok güzeldi ve benim o an verdiğim tepki de görülmeye değerdi! 🙂 Ben ağır ağır heyecanlı şekilde balığı çekerken, suyun çok sığ olduğu bir noktada balığı gördük ve o an abimi de bir heyecan sardı ve “Sen kaçırırsın bu balığı oltayı bana ver!” demeye başladı 🙂 Güzel boyda bir kasna balığı idi fakat kısa sürede yorulup şişti balık. Yavaş yavaş kıyıya getirdim ama sudan biraz yüksekte olduğumdan balığı kamış ile kaldırmam gerekiyordu. Balık esnek kamışı epey eğdi ama neyse ki takım patlak vermeyince balığı kaldırıp kıyıya alabildim. Küçükken “koca ağız” dediğimiz, adını yıllar sonra öğrendiğimiz kasna balığının güzel sayılabilecek bir boyu idi.

Kasna Balığı Avı

Balıktan bir kaç poz fotoğraf aldıktan sonra aynı noktadan biraz karpuz atar gibi de olsa usulca suya bıraktım. Gayet sağlıklı ve diri şekilde hızlıca uzaklaştı. Sonra ne mi oldu? Az evvel ısrarla gidelim diyen abim, elimden oltayı kaptı ve atışlara o devam etti! Bu son balığın gazıyla herhalde yarım saatten fazla bir süre daha olta salladık. Ama başka skor çıkmayınca livardaki orta boy iki bekir balığı ile evin yolunu tuttuk.

Çok şükür elimize yine bolca balık değmişti! Ama şu da bir gerçek ki artık daha iyi malzemelere ve daha iyi tekniklere sahip olsak da eskisi kadar balık yok. Bilinçsiz avcılık sebebiyle balık populasyonu yıldan yıla azalmakta.

Bu yazıyı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşın:

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Bir cevap yazın