Sivas sazan avı ve suya iade – Akü biter balık avı bitmez…

Uzun sayılabilecek bir süredir Karadeniz’den uzakta olduğumdan, balık avına bir süre ara vermiştim. Amatör balıkçılığa gönül verdiğimiz yer olan memleketimiz Sivas’dayım… Burada ve yakın çevrede tatlı su balık avı için yeteri kadar göl ve ırmak olsa da buradaki tek av badim olan abimin işleri sebebiyle olta sallama fırsatı bulamamıştık.

Geçtiğimiz günlerde ise anacığımın özellikle çok görmek istediği Tödürge Gölü’ne ailece gidip piknik yapmaya karar verdik. Ama abimin arabasının bagajında mangal ve semaverin banko olduğu kadar birkaç olta takımı ve bir solucan kutusu da olmazsa olmazlardır! Yani merayı bulmuşken olta atmadan dönemezdik!

Tödürge Gölü

Sivas’ın Hafik ve Zara ilçelerinin arasında bulunan Tödürge Gölü, yıllar önce ailecek sıkça gittiğimiz bir yerdi. Balık populasyonu az olsa da, neredeyse her gittiğimizde olta atar en azından bir iki sazan balığı tutardık. Bu arada abimin anlattığına göre, üniversiteden dalgıç bir arkadaşı gölün bir kısmında çok derin bir nokta olduğunu ve oraya dalarken canavar benzeri bir balık gördüğünü söylüyor. Balığı görür görmez de korkuyla yüzeye çıkıyor. Bu balık büyükçe bir yayın balığı… Eğer bu doğruysa ve o yayın balığı hala oralardaysa ki tutan olmamıştır sanıyorum; devasa boyutlara ulaşmış olabilir!

Aslında buraya gelirken tereddüt etmiştik, çünkü eskiden Cumhuriyet Üniversite’sine bağlı tesisler vardı fakat artık kimsesiz, başıboş bir yer olduğu ve eskisi gibi oturacak bank ve masa falan olmadığı söyleniyordu. Gel gelelim, alana giriş yaparken 8 TL ödeyince biraz rahatladık 🙂 Tesisi (tabi tesis de denirse…) başka birileri devralmış işletiyordu ve en azından aşağıda bol bol masa vardı. Alana ilk giren bizdik ve bizden başka bir aile yoktu. Uygun bir masa seçip yerleştikten hemen sonra abimle takımları ve kutuda hazır kıta bekleyen solucanları alarak gözümüze kestirdiğimiz bölgeye geçtik.

Takımları yemleyerek toplam üç oltayı suyla buluşturduk. Ara ara gelip kontrol etmek üzere de kamışları saplama ile sağlama aldık. Çok fazla bir beklentimiz yoktu aslında, çünkü burası bizim bildiğimiz kadarıyla balık avı açısından fazla verimli bir göl değildi. Maksat olta sallamış olmaktı… Birkaç kez kontrol ettik ama oltalarda tık yoktu. Bu arada semaverde çayımız hazır olmuştu ve kahvaltı da hazırdı…

Günün tek skoru…

Kahvaltımızı yaptıktan sonra ben bu kez tek başıma oltaları kontrol etmeye gittim. Yan yana attığımız ilk iki oltada yine tık yoktu. Biraz daha ilerideki Remixon kamışlı oltayı kontrol etmeden önce, diğerlerinden farklı olarak önce kamışın ucundaki zili çıkardım sanki oltada balık olduğunu hissetmişim gibi… Nitekim biraz asıldığımda oltanın ucunda nihayet bir ağırlık vardı! Belli ki çok iri bir balık değildi ama ara ara karşı koymaya çalışan bu balığı kenara alması keyifli olacağa benziyordu. Ağır ağır, keyfini çıkara çıkara balığı kenara aldım. Ve ardından hemen bir fotoğraf alıp whatsapp ile abime gönderdim. Mesaj gittiği anda da önce yeğenlerim sonra da abim bana doğru koşturmaya başladı! 🙂

Akü pert…

Abim yanında livarla gelmişti, balığı birkaç poz fotoğraf aldıktan sonra livara koyup, yemleri tazeledikten sonra döndük. Bu arada alana yeni aileler de gelmişti, iyi ki de gelmişti… Çünkü döndüğümüzde farkettik ki arabanın kapısını çocuklar açık bırakmış, içerideki lambalar açık kalmış ve bu sebeple de abimin, artık son günlerini yaşayan emektar aküsü bitivermişti. Araba, ağaçlık bir bölgede dar bir alanda… Vurdurma şansımız yok. Yani tabiri caizse dağ başında kalmıştık! Az önce olta atan abim artık stresli bir şekilde alanda volta atıyordu! Ya çok uzaklardan birisi bize desteğe gelecekti. Ya da oradaki iki üç araçtan yardım alacaktık. Ama bunun içinde o araçlarda ara kablosu olması gerekiyormuş. Neyse ki abimin ilk yardım istediği beyaz şahin’li abi’de ara kablosu varmış ve takviye alarak arabayı çalıştırdık. Şansımız yaver gitmişti. Ya buraya bizden başka gelen olmasaydı ya da bu gelen araçlarda ara takviye kablosu olmasa halimiz nice olurdu?

Kaçış ve Suya iade

Hazır araba çalışmışken toparlanıp mangal faslına Sivas merkezine daha yakın bir piknik alanında devam etme kararı aldık. Toparlandıktan sonra, bir süre livarda misafir ettiğimiz limit altı sazan balığını biraz severek, bir kaç kez üreyebilmesi ümidiyle ait olduğu sulara tekrar iade ettim. Balık gayet sağlıklı görünüyordu ama ya şoktaydı ya da bizi çok sevmişti ve ayrılmak istemiyordu! 🙂 Aşağıdaki videoyu sonlandırdıktan sonra balığa tekrar livarı gösterdiğim anda hızlıca kendine gelerek derin sulara doğru yol aldı…

Biraz aksiyonlu, biraz stresli ilginç bir anı oldu bizim için.

Bu yazıyı beğendiyseniz sosyal medyada paylaşın:

Bunlar da ilginizi çekebilir: